Selim Yörük 11 Nis 2024

Ana Fikir #6

Ana Fikir #6

Siyasi Partilerin Ekonomiye Katkıları? 🏭

Sadece bir hayatım var. Az zamanda çok şey yapmak istiyorum. Bu yüzden çok uzun süre önce hayatımdan günlük siyaseti ve futbolu çıkardım. Bu iki konuda çok cahilim. Kim kime ne dedi, bilmem. Fenerbahçe’nin kadrosundan tek bir futbolcu sayamam.

Bu cahillikle seçim sonuçlarıyla ilgili ahkam kesmek haddime değil ama alttaki tabloyla ilgili çok basit bir şey söylemek istiyorum.

Resim

Böyle bir tablo neden paylaşılır? Ne demeye çalışıyor? Bir yorumcunun dediği gibi “CHP’liler çalışıyor üretiyor. Diğerleri yiyor. Ekonomiye katkıları sıfır” mı?

Kime faydası var bu çıkarımın?

Hiçbirimize faydası yok. Ayrıştırmanın, ötekileştirmenin, küçümsemenin, düşman yaratıp kötülemenin tek sonucu zaman kaybı.

Seçimlerin, partilerin, demokratik rituellerin ana fikrini kaçırıyoruz. Futbol maçı zannediyoruz siyaseti. Tarafları olan, kazanılacak bir şey.

Siyasetin amacı ülkece kazanmak. Birlikte. Tüm ülke için en iyisini seçmek. Yıllarca AKP ayrıştırıcılık üzerinden büyüdü, evet ama artık yeter. Şimdi bir de CHP’nin ayrıştırıcı manipülasyon taktiklerine maruz kalmayalım.

Artık sürekli kendimizi haklı görmekten, başkalarını suçlamaktan vazgeçelim. Bültenin sonundaki Selçuk Şirin’in bununla ilgili ana fikrini duyun lütfen. Lütfen.


Rıza Mühendisliği Artık Daha Zor 🛠️

Her çağın başka dinamikleri var ve satın alma davranışları her çağda farklılaşıyor.

Modern pazarlamanın ve halkla ilişkilerin babası sayılan Edward Bernays ekolünde, potansiyel bir müşteriye, satmaya çalışacağınız ürünün faydalarından bahsetmeniz artık işe yaramaz. Çünkü o kadar çok aynı faydayı sağlayan o kadar çok ürün var ki, artık konu nasıl hissettirdiğin. Markalama, algı yaratma, rızanın mühendisliği konuları da burda devreye giriyor.

Bunun hikayesini anlatan “The Century of the Self” belgeselini mutlaka izleyin. Sigmund Freud'un yeğeni olan Edward Bernays, Freud'un bilinçdışı ve psikanaliz konularındaki çalışmalarından ilham alıp, insanların bilinçdışı arzularına hitap eden reklam ve propaganda yöntemleri oluşturdu. Kitleleri ve bireyleri manipüle etmenin o yolları bugün hala pazarlama ve politikada kullanılıyor. Yukarıdaki paylaşılan seçim tablosunda yapılmaya çalışıldığı gibi…

Ama işler artık o zamanlardaki gibi basit değil. İnsanlar ve onların psikolojileri de karmaşıklaştı.

İnsanlar eskiden olduğu gibi tek başına karar verip satın alma yapmıyorlar, artık bir komite gibi çalışarak karar veriyorlar.

Neden mi? Birkaç sebep var:

1. Satın almalar karmaşık hale geldi. Eskiden basit ürünler alınırdı, şimdi ise çok daha karmaşık ve teknik ürünler ve hizmetler alınıyor. Bu da tek bir kişinin tüm detayları anlayıp karar vermesini zorlaştırıyor.

2. Satın alma süreci de karmaşık. Artık "hadi şu ürünü alalım" deyip bitirmiyorlar. Farkındalık, problem tanımlama, çözüm arama, karşılaştırma gibi birçok aşamadan geçiyorlar.

3. Birçok kişi satın alma kararına dahil oluyor. Karar vericiler, kullanıcılar, influencerlar, destek ekibi... Birçok farklı paydaşın fikri alınıyor.

4. Farklı satın alma dinamikleri var. Bazen yukarıdan aşağıya, bazen aşağıdan yukarıya, bazen de karma bir şekilde karar veriliyor.

Yukarıdaki görselde bu karmaşıklık güzel bir şekilde özetlenmiş.

Hangi durumda kime satıyoruz, farkında olmadan hareket etmemiz zor:

  • Pasif alıcılar: Herkes satın almaya hazır değil. Bazı insanlar farkındalık aşamasında, bazıları ise problem yaşıyor.

  • Doğrusal olmayan satın alma yolculuğu: Alıcılar her zaman düz bir çizgide ilerlemezler. Farklı aşamalar arasında gidip gelebilirler.

  • Satın alma komitesi: Karar verme sürecine birçok farklı kişi dahil oluyor.

  • Satın alma dinamikleri: Satın alma kararları yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya veya karma bir şekilde verilebilir.

Bana göre görselin en önemli mesajı şu: İnsanları tek bir kişi olarak değil, bir grup olarak ele almamız gerekiyor. Pazarlama ve satış stratejilerimizi buna göre oluşturmamız lazım.


Yaratıcı Olmak İçin Kendini Yeterince Zorluyor Musun? 🧠

Yukarıda bahsettiğim nedenlerden artık klasik pazarlama taktikleri “biraz” işe yarıyor. Çoğumuz herkesin kullandığı kanalları, herkes gibi deneyip “Yok bu ürün satmıyor” deyip bırakıyoruz ama asıl patlamayı yaratıcı fikirlerle yapıyorsun.

Yaratıcı fikirler çıkartmak için de biraz derinlere inmek, “sıradan”ın dışında düşünmeye çalışmak gerekiyor. Ki bu baya zor. Çünkü, günlük koşuşturma arasında “kaliteli” düşünme için o kadar az zaman kalıyor ki. Yetiştirilecek şeyler beynimizi tırmalarken, hep en kısa/bilindik yolu tercih edip, “Olmadı” deyip bırakıyoruz.

Tom Orbach, yeni pazarlama fikirleri bulmanın zor olduğunu biliyor ve bu sorunu çözmek —ve kendine yeni takipçiler kazandırmak— için farklı hedeflere göre kategorize edilmiş bir sürü süper taktik veriyor.

  • Slogan Oluşturma: Times Square'de 10 saniyelik reklam, tuhaf iş ilanı, 1 Nisan'da sahte ürün lansmanı

  • Marka Bilinirliği: Kendi verilerinden bomba bilgiler paylaşmak, sektörün büyüklerini övmek, ürününün/hediyenin süper fantastik videolarını yapmak

  • Kullanıcı Kazanımı: Küçük özellikleri ayrı ürün olarak sunmak, "ben" dilini kullanmak, iniş sayfalarını süper etkileşimli hale getirmek

  • Kullanıcı Bağlılığı: Onboarding'i en üst düzeye çıkarmak, online süper kullanıcılara özel offline etkinlikler düzenlemek, mini bir sosyal ağ kurmak

  • Para Kazanma: Her fiyata özel logolar koymak, fiyata sahte alternatif eklemek, gülünç derecede pahalı bir fiyat seçeneği sunmak

Tom Orbach özetle diyor ki, en iyi pazarlama fikirleri genelde sıradışı oluyor ve konfor alanından çıkmayı gerektiriyor. Bizi yeni kanalları keşfetmeye, mizahla oynamaya ve kitlelerini şaşırtmaya teşvik ediyor.

Listede gördüğünüz gibi, yapılacakların sonu hiçbir zaman gelmez, eğer niyetiniz varsa, siz de yaratıcı olabilirsiniz.

Tam burada şahane bir kitap tavsiyesi vereyim; Creative Confidence: Unleashing the Creative Potential Within Us All — Tom Kelley

Ana Fikir #6


Alkışlar 👏 🙌 🙏

Yakın zamanda gözüme çarpan, yaptıklarıyla alkışladığım insanlar, ürünler, fikirler;

  • Wope, Synaptic Data tarafından yılın “En İyi 50 Yapay Zeka” arasında gösterilmiş

  • Farklı bir bakış açısı olan ürünleri seviyorum, LiftOS bunlardan biri. Kurucularından Ege Gündüz ilk elden anlattı

  • Inveon, IDC’nin "Worldwide B2C Digital Commerce Platforms 2024" raporunda, “Major Player” olarak yer almış

  • Codeway, data.ai'ın “Top Publisher Awards for 2024”ten iki ödül almış

  • Efsane tasarımcı Emre Senan ve “Türkiye’de böyle güzel şeyler de oluyor” dedirten Yahşibey ütopyası

  • Efe Çakarel, yıllardır kazıya kazıya Mubi’yi inanılmaz bir yere getirdi. Financial Times'ın “Avrupa’nın En Hızlı Büyüyen Şirketleri” listesinde 6. olmuş.


Selçuk R. Şirin’in Ana Fikir’i 💡

Bu aralar —büyük bir değişimin ortasında olduğum için— çok fazla hayal kuruyorum. İşimin, ailemin, seçimlerden sonra da ülkenin geleceği ile ilgili yeni hayaller kurmaya başladım.

Türkiye'nin içinde bulunduğu durum hepimizi üzüyor, daha iyi bir gelecek için umut arıyoruz. Selçuk R. Şirin'in “Bir Türkiye Hayali” kitabını okuyanlarınız vardır. Bu kitap adeta bir uyanış çağrısı gibiydi.

Son yıllarda birçok değerli beynin Türkiye'den göç etmesine şahit olduk. Ülkemiz, bu parlak zihinleri umutsuzluğa sürükleyen bir ortam yarattı. “Bir Türkiye Hayali”nde bu gidişatın değişebileceğinin umudunu alıyoruz. Eski bir kitap ama hala güncel, bugün tekrar okumanızı tavsiye ederim.

Kitap, güven ve hayal gücüyle her şeyin üstesinden gelebileceğimizi söylüyor.

Artık duble yol değil, güven inşaa etmemiz gerekiyor. Huzur için, ekmek için birbirimize güvenmekten ve bu güvenceyi yasalarla garanti altına almaktan başka çaremiz yok. Tercih bizim.

Sıradaki yazılar