Selim Yörük 29 May 2025

Ana Fikir #65

Ana Fikir #65

Sanılanın Aksine, Teknolojiyle Arası Olmayanlar Yapay Zeka’yı Daha Mı Çok Kullanacak?

Yapay zekanın en büyük hayranları kod yazanlar, veri bilimciler ya da bolca içerik üretmeye çalışan sosyal medyacılar diye düşünüyoruz değil mi?

Pek öyle olmayabilir sanki. 19 bin kişi üzerine yapılan, Journal of Marketing'de yayınlanan “Lower Artificial Intelligence Literacy Predicts Greater AI Receptivity” isimli araştırma tahminlerimizi boşa çıkarıyor gibi.

Anket sonuçlarına göre, meğer, yapay zeka konusunda teknik bilgisi az olanlar, bu teknolojiyi günlük hayatta %31 daha fazla kullanıyormuş.

Garip değil mi? Peki neden böyle olabilir, biraz üzerine kafa yoralım.

Özeti aslında şu; yapay zeka ve yapabildikleriyle tanışan teknolojiye uzak insanlara bu imkanlar adeta sihir gibi geliyor.

Onlar için lambadan çıkan cin misali — işlerini hop diye çözebilme potansiyeli olan, her şeyi kolaylaştıran, detaylarını anlamaya gerek olmayan sadık bir dost.

Onlar teknolojiyi çözmeye kasmıyor, sadece dertlerini çözme peşindeler ve kim “bunu yaparım” diyorsa, sonuna kadar kullanmaya hazırlar gibi.

  • Araştırmadan Çıkanlar: 28 ülkede, 7 farklı deney ve onlarca anket sorusuyla yapılan bu çalışma, öğrencilerden küçük işletme sahiplerine kadar geniş bir kitleyi içeriyor. Sonuçlar şaşırtıcı: Yapay zekanın nasıl çalıştığını temel seviyede bilen ya da hiç anlamayan kullanıcıların %62’si bu araçları her gün kullanıyor. Teknik bilgisi yüksek olanlarda bu oran %47.

  • “Sihirli” Etki: Teknolojiyle arası olmayanlar, yapay zekâyı adeta sihirli bi’ yardımcı gibi görüyor. Grammarly, Canva’nın yapay zeka destekli tasarım özellikleri ya da ChatGPT gibi araçlar, işleri hızlandıran kestirme yollar gibi geliyor. E-posta yazmak, sunum hazırlamak ya da okul ödevi yapmak—ne lazımsa, bu araçlar hallediyor.

Bu durum, yapay zekanın yaygınlaşmasını özellikle teknoloji dışı sektörlerde nasıl etkilediğini yeniden düşünmemizi sağlayacak bence.


Superwhisper: Sesle Kontrol Devrimi Başlıyor

Bu zamana kadar teknolojik aletleri butonlarla ve yazarak kontrol etmeye alıştık ama artık yeni bir etkileşim çağına adım attık sayılır; Ses.

Yalnızca konuşarak bilgisayara yaptırmak istediklerimizi hallettiğimizi hayal etmeye başlıyoruz. Hatta işletim sistemleri bile buraya doğru evrimleşmenin sinyallerini veriyor.

İlk örneklerinden biri; Superwhisper; klavyeyi taş devri aleti gibi hissettiren ses kontrollü bir yapay zeka diyebiliriz.

Temel Özellikler:

  • Çoklu Dil Desteği: İspanyolcadan Svahiliceye 100’den fazla dili destekliyor, ideal koşullarda %95 gerçek zamanlı yazıya dökme doğruluğuyla.

  • Kişiselleştirilmiş Modlar: Kullanıcılar, “toplantı notlarını madde madde formatla” ya da “gizlilik için hassas terimleri dışarıda bırak” gibi özel talimatlar verebiliyor. Bu, CEO’dan öğrenciye herkes için süper kullanışlı.

  • Cihaz Üzerinde İşleme: Tüm veriler cihazda kalıyor, yani güvenlik şahane. Buluta yükleme yok, veri sızıntısı derdi yok.

Nerelerde Kullanılır?

  • Profesyoneller: Avukatlar dava notlarını dikte ediyor, doktorlar hasta özetlerini kaydediyor, yöneticiler eller serbest e-posta yazıyor.

  • Öğrenciler: Dersleri yazıya döküyor ya da makale fikirlerini sesli düşünüp yazdırıyor, böylece çalışma süresi %30’a kadar azalıyor.

  • Çoklu Görev Yapanlar: Yoğun ebeveynler ya da serbest çalışanlar, yemek yaparken ya da yolda giderken fikirlerini not edebiliyor. O bildik bilek ağrısını, yani “yazma yorgunluğunu” azaltıyor.

Verimlilik Artışı: Kullanıcı yorumları, Superwhisper’ın toplantı özetleri ya da içerik oluşturma gibi işlerde günde 2-3 saat kazandırdığını söylüyor. TechTrend Analytics’in bir çalışması, sesli yapay zeka kullananların tekrarlayan işlerde %40 daha verimli olduğunu bulmuş.

Neden Devrim Niteliğinde? Ses teknolojisi, doğal dil işleme (NLP) alanındaki ilerlemelerden güç alıyor. Superwhisper’ın temelinde yatan Whisper gibi modeller, devasa veri setleriyle eğitilmiş. Bu sayede aksanları, nüansları, hatta argo ifadeleri bile yakalıyor; eski sistemler gibi sadece kusursuz diksiyonda takılmıyor.

Gelecek: Ses kontrollü yapay zekanın her yıl %25 büyümesi bekleniyor ve Superwhisper gibi araçlar bu yarışta önde. 2030’a geldiğimizde, özellikle hibrit çalışma düzenlerinde iş yeri etkileşimlerinin %60’ı sesle yönetilebilir.


Çin’in Genel Yapay Zeka Yarışı

Çin usulca bir yapay zeka imparatorluğu kuruyor ve tüm dünyanın gözü onların üstünde.

Hedefleri ne mi?

2030’a kadar küresel yapay zeka lideri olmak, özellikle de insan gibi düşünüp, akıl yürütüp, her türlü görevi yerine getirebilen genel yapay zeka (AGI) geliştirmek.

Milyarlarca dolarlık yatırımlar ve 30’dan fazla kurumun açık kaynak araştırmalarıyla, Çin uzun vadeli bir oyun oynuyor.

Ulusal Strateji: Çin, 2017’de başlattığı yapay zeka planıyla 2030’da dünya liderliğini hedefliyor. Planın içinde neler var?

  • Fonlama: Her yıl yapay zekâ araştırmalarına 20 milyar doların üzerinde bütçe; bu, çoğu ülkenin harcamalarını gölgede bırakıyor.

  • Yetenek Havuzu: 2030’a kadar 500 bin yapay zekâ araştırmacısı ve mühendisi yetiştirmek. Tsinghua gibi önde gelen üniversiteler bu işin başını çekiyor.

  • Genel Yapay Zeka Odağı: Tıbbi teşhisten şehir planlamasına kadar karmaşık görevleri otonom şekilde halledebilen “genel yapay zeka” geliştirme.

Üretken Modeller: Çin, Baidu’nun Ernie’si ya da Alibaba’nın Tongyi Qianwen’i gibi büyük dil modellerine (LLM) büyük oynuyor. Bunlar, AGI’ye giden yolda önemli adımlar. Ernie 4.0’ın bazı testlerde GPT-4’le kafa kafaya olduğu söyleniyor.

Süper Akıl Platformu: Newsweek’in 2024’teki bir raporuna göre, Çin’in “Supermind” adlı yapay zeka sistemi, dünyadaki araştırmacıları takip ederek yenilikleri hızlandırıyor. Cesur, ama biraz tartışmalı bir hamle.

Açık Kaynak Avantajı: Bazı Batılı şirketler teknolojilerini saklarken, Çin’deki 30’dan fazla kurum, GitHub gibi platformlarda araştırmalarını paylaşıyor ve küresel iş birliğini ateşliyor. Stanford’un 2024 Yapay Zekâ Endeksi’ne göre, Çinli araştırmacılar en üst düzey yapay zeka makalelerinin %40’ını yayımladı.

Küresel Endişeler: Genel yapay zekâya bu hızlı koşu, etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, otonom yapay zekânın gözetim ya da askeri uygulamalarda kötüye kullanılmasından endişeli. Kimileri Çin’in yenilikçiliğini alkışlıyor, kimileri denetim eksikliğinden korkuyor.

Etkiler: Çin’in çalışmaları, yapay zekânın küresel evrimini hızlandırıyor. Açık kaynak katkıları sayesinde Batılı girişimler bile fayda görüyor, ama AGI yarışı, kuralları kimin koyacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Çin’in yapay zeka hamlesi, resmen bir uyarı zili. Sadece yetişmekle yetinmiyorlar, tempoyu onlar belirliyor ve dünya bu yarışı yakından izliyor.


İnka Khipuları: İplerdeki Kayıp Dil

500 yıl öncesine, And Dağları’na uzanalım; İnka İmparatorluğu’nun bıraktığı gizemli bir mirasla tanışalım: khipular.

Bu pamuk ve hayvan kılından örülmüş düğümlü ipler sadece birer tarihi eser değil, kayıp bir medeniyetin şifresini çözebilecek bir Rosetta Taşı gibi.

Antropolog Sabine Hyland, 1400’den fazla khipuyu çözmek için kolları sıvamış ve bu kadim bulmacayı çözmeye çalışıyor.

We thought the Incas couldn't write. These knots change everything | New  Scientist

Khipular Nedir?

  • Yapısı: İplerden oluşan demetler; düğümler, renkler ve bükümlerle dolu. Pamuk ya da alpaka kılından yapılan bu khipuların bazılarında onlarca, hatta 1500’e yakın düğüm olabiliyor.

  • Amacı: Uzun süre sadece mal takibi için (mesela hayvan ya da vergi kaydı) kullanıldığı sanılıyordu, ama yeni bulgular hikâyeler, yasalar, hatta şiirler bile kodladığını gösteriyor.

  • Boyut: Müzelerde ve özel koleksiyonlarda 1400’den fazla khipu var. Hyland’ın araştırmalarına göre 2010’dan beri 650 yeni khipu bulundu.

Son Gelişmeler:

  • Collata Khipuları: 2018’de Hyland, Peru’daki San Juan de Collata’dan gelen khipuları inceledi. 14 renk ve 95 ip deseni, Mayalar’ın glifleri gibi bir logosillabik sistem öneriyor; yani düğümler ve renkler heceleri ya da kelimeleri temsil ediyor olabilir.

  • Hikaye Potansiyeli: 800’den fazla khipunun yapay zekayla analizi, dilbilgisi kalıpları ortaya çıkardı. Bu, İspanyol kolonicilere karşı direniş hikâyeleri ya da mesajlar içerebileceğine işaret ediyor.

  • Renk Kodlaması: Hyland’ın Jucul köyündeki çalışması, khipularda belirli renk dizilerinin (mesela kırmızı-mavi-beyaz) isimleri ya da fiilleri temsil edebileceğini, sadece sayılarla sınırlı olmadığını gösterdi.

Çözüm Zorlukları:

  • Karmaşıklık: Khipularda 2000’e yakın farklı düğüm tipi ve renk kombinasyonu var. Bunları çözmek için istatistiksel modeller ve kültürel bağlam lazım.

  • Hassasiyet: Birçok ip yıpranmış, karışmış ya da eksik, bu da analizi tam bir lojistik kâbusa çeviriyor.

  • Kültürel Boşluk: Bir “anahtar” (Rosetta Taşı gibi) olmadan, bilim insanları And oral geleneklerine ve genellikle taraflı olan İspanyol koloni kayıtlarına bel bağlıyor.

Neden Önemli?

Khipuları çözmek, İnka tarihini —yasalarını, hikâyelerini, ritüellerini— İspanyol anlatılarından değil, doğrudan onların ağzından öğrenmemizi sağlayabilir. Ayrıca, And toplulukları için kültürel miraslarını geri kazanmanın bir yolu.

Teknolojinin Rolü: Yapay zeka araçları, düğüm desenlerini haritalandırmada yardımcı oluyor ama insan içgörüsü hala kilit. Hyland’ın ekibi, dilbilim, antropoloji ve veri bilimini birleştirerek ilerliyor.

Khipular, teknolojinin sadece silikonla sınırlı olmadığını hatırlatıyor — yapay zekadan kadim iplere kadar her sistem, insan düşüncesini yakalıyor.

Sıradaki yazılar