Selim Yörük 26 Mar 2026

Her Şeyi Yapabilme Çağında Yaşanacak Asıl Kıtlık: Kazanç Sezgisi

Her Şeyi Yapabilme Çağında Yaşanacak Asıl Kıtlık: Kazanç Sezgisi

Her şeyi yapabilmenin maliyeti sıfıra yaklaştığı bir çağdayız.

Dışarıdan bakınca harika bir haber gibi duruyor, ama arka planda sessizce büyüyen büyük bir tehlike var bence: Yanlış şeyle zaman kaybetmek.

Geçenlerde SkillsMP diye bir platforma denk geldim. 350 binden fazla yapay zeka ajanı yeteneği açık kaynak olarak duruyor.

Eskiden haftalar, aylar sürecek bir teknik altyapı artık kelimenin tam anlamıyla “kopyala, yapıştır, çalıştır” hızında.

Yazılım geliştirmenin ya da iş yapmanın maliyeti gözlerimizin önünde sıfıra çakılıyor.

Birçok şirket sahibi dostum bu duruma bakıp heyecanlanıyor: “Abi harika, artık aklımızdaki her özelliği anında koda döküp yayına alabiliriz!”

Ben tam tersini düşünüyorum. Bu bir müjde değil. Hatta bana sorarsanız, iflasa giden en kestirme yol.

En İyi Danışmanımızı Kovduk: Kıtlık

Eskiden kaynaklarımız kısıtlıydı. Bütçe yoktu, zaman dardı, iyi yazılımcı bulmak zor ve pahalıydı.

Aslında bu “kıtlık” bizim en dürüst strateji danışmanımızdı.

Bizi masadaki 100 parlak fikirden 99’unu çöpe atmaya ve sadece metrikleri gerçekten zıplatacak o tek işe odaklanmaya zorlardı.

Her şeyi kolayca yapabileceğimizi vaad eden bugünün teknolojisinde, o danışman işten kovuldu.

Yerine de elle tutulur bir şey koymadık. Bence acilen koymamız lazım.

Elimizde sonu gelmeyen bir “neler yapabiliriz” listesi var.

Artık bir toplantıda “Bunu yapabilir miyiz?” diye sorduğunuzda cevap neredeyse her zaman “Evet”. Hem de bedavaya.

Ama oyunun kuralı değişti. Yapay zekanın her şeyi ucuzlattığı bu yeni dönemin asıl kıtlığı kaynaklarda değil, bence kazanç sezgisinde yatıyor.

Nedir Bu Kazanç Sezgisi?

Bu kadar gürültü ve fırsat illüzyonu içinde, işinize ve gelirinize en kısa sürede en büyük etkiyi yaratacak o “tek hamleyi” içgüdüsel olarak bulabilmek.

Bunu GitHub’dan forklayamazsınız. ChatGPT’ye prompt yazıp “bana kazanç sezgisi ver” diyemezsiniz. Kopyalanamaz bir yetenek bu.

Sektörde 20 yılım geçti, 50’den fazla uygulama geliştirdim. App Store’da zirveyi de gördük, aylar harcayıp kimsenin yüzüne bakmadığı projeleri de çöpe attık. Geriye dönüp baktığımda; bana en çok para kazandıran kararlarım masaya “ne koyduğumla” ilgili değildi. Masadan “neyi kaldırdığımla” ilgiliydi.

Söylediğiniz her “hayır”, odaklandığınız o tek “evet”i daha güçlü yapar. Yapmaktan vazgeçtiğiniz ettiğiniz her özellik, ürünü daha kullanılabilir hale getirir.

Bilgi demokratikleşti, kod ucuzladı. Ama neyin gerçekten kanayan bir yarayı çözdüğünü, neyin sadece havalı bir “teknoloji demosu” olduğunu ayırt etmek hala çok nadir bir beceri. Ve ekonomi 101: Nadir olan şeyin değeri her zaman artar.

Ayrıca, eklemekte fayda var, kullandığımız araçlar da tarafsız değil. Yanlış anlaşılmasın, bu AI “skill”leri kağıt üzerinde müthiş. Ama işin mutfağında çok can sıkıcı bir ticari gerçek var.

Claude ve benzeri skill bazlı çalışan modellere dikkat edin; basit, iki paragraflık net bir cevap istiyorsunuz. Bir bakıyorsunuz alet arka planda kendi kendine bir “deep research” (derin araştırma) başlatıyor, gidip gereksiz SWOT analizleri çekiyor, hızını alamayıp bunu size HTML bir web sitesi formatında raporlamaya kasıyor.

İlk zamanlarda bu “şov”dan hepimiz etkilenmişizdir ama sonra sonra neden durduk yere bu kadar şov yapıyor diye aklınızdan da geçmiştir.

Nedeni çok basit: Arka planda daha fazla token yakmak için. Ne kadar fazla token yakarsa, o kadar çok para kazanıyor.

Bu bana çok tanıdık gelen eski bir illüzyonu hatırlatıyor.

Dijital performans pazarlamasıyla uğraşan reklamverenler çok iyi bilir. Eskiden Meta’da, Google’da doğru kitleye, doğru zamanda ulaşmak için yüzlerce ince ayar, manuel hedefleme yapardık.

Sonra bu platformlar çıkıp “Sen yorulma, ayarları AI’a bırak, o en doğru kitleyi bulur” demeye başladı.

Günün sonunda ne oldu? AI bizim dönüşüm oranlarımızı uçurmak yerine, bütçemizi çok daha hızlı harcatıp platformun kendi içindeki envanteri bize daha pahalıya satmasına yaradı.

Bugün kullandığımız o akıllı araçların bize tavsiye ettiği şeyleri, kendi gelirlerini artırmak için mi yoksa gerçekten bizim menfaatimize mi yapıyorlar, çok iyi tartmak gerekiyor.

Yapay zeka şov yapabiliyor diye önümüze gelen her şeyi kodlattırmak, süslemek, taklalar attırmamıza gerek yok. İsrafa gerek yok, dünyanın enerjisini tüketmeye de gerek yok…

Yapay zeka ile her şeyi yapıyorum”cular, farketmeden fast food kültürünün bir kurbanı oluyorlar bence.

O yüzden ekibinize veya kendinize sormanız gereken soru artık “Bunu yapabilir miyiz?” değil.

Doğru soru şu: “Bunu yapmak, şu an yapmamız gereken asıl hayati işi geciktirmemize değecek mi? Ve bizim için hayati iş ne?”

Bu sorunun cevabı sizi ve ekibinizi rahatsız ediyorsa, doğru yoldasınız demektir.

Çünkü kazanç sezgisi, genellikle egonuzun duymak istemediği o sert gerçeği yüzünüze vurur.

Sözün Özü

Yetenek ve üretim bolluğu bizi daha güçlü yapmayacak. Çünkü herkeste bol olan bir şey size fark sağlamaz. Ama yan etki olarak, bu kadar “mümkün” olmak, odaklanmamanın, yanlış yöne sapmanın cezasını daha da ağırlaştırdı.

Çok ciddi bir kırılma yaşıyoruz:

  • Bilgiden Uygulamaya: Eskiden insanların ne bildiğine para ödenirdi.

  • Uygulamadan Orkestrasyona: Şimdi ise değer, hangi yetenekleri bir araya getirip gerçek bir sorunu çözeceğinizi bilmekte yatıyor.

Önümüzdeki dönemde asıl rekabet avantajınız ne kadar çok şey üretebildiğinizde değil; neyi üretmemeye cesaret ettiğinizde gizli olacak.

Sıradaki yazılar