Selim Yörük 29 Oca 2026

700 Gün, 300.000 Zihin ve Bir Ritüel

700 Gün, 300.000 Zihin ve Bir Ritüel

Açıkçası, alt tarafı bir bülten sayısı yazarken bu kadar duygulanacağım hiç aklıma gelmezdi. Ama işte 100. sayının ilk cümlesindeyim ve… biraz duraksıyorum.

Bu duraksama bana, 700 gün önce başladığım, bu küçük haftalık taahhüdün, sessizce hayatımda inşa ettiğim en anlamlı işlerden birine dönüştüğünü fark ettiriyor.

Bu satırları İstanbul’dan yazarken, adını koyması zor bir duygu içindeyim. Tatminkârlık, şükür ve hafif bir şaşkınlık...

Hani derler ya, bir gecede gelen o büyük başarının arkasında aslında 10 yıllık bir emek vardır diye... Ben şunu öğrendim: bu sayının sonraki paragraflarında yazacağım şeylerin oluşabilmesi için, kimseler sizi umursamıyorken bile tam 100 hafta boyunca inatla o masanın başına oturmanız gerekiyor.

Bu bültenin de başlangıcı, aslında hayatımızdaki çoğu kıymetli iş gibiydi: Önümde boş bir ekran, içimde inatçı bir hayal... Üstelik hiçbir şeyin de garantisi yoktu.

İnancım çok netti: Yapay zeka, iş yapış şeklimizi kökten değiştirecekti ve küçük ekipler de en az dev şirketler kadar iyi araçlara sahip olmayı hak ediyordu.

Bugün o inanç, dünyanın dört bir yanındaki 300 bin kişinin gelen kutusunda yaşıyor.

Dile kolay, toplamda 300 bin kişi abone bu bültene ve İngilizce versiyonuna… İki yıl önce bir hiçlikten başladığını düşündüğümde daha da garip oluyor bu gerçeklik.

Global İlk 50

Birkaç hafta önce Substack’ten (bülteni yayınladığım platform) bir email geldi.

Toplantı aralarında, mutfak masasında, kafelerde, bazen de evimden çok uzaktayken yazdığım o “sessiz Perşembe ritüeli”, Substack’in “New Bestsellers” listesinde ilk 50’ye girmiş.

Benim için anlamı çok büyük.

Nedeni şu; Hadi diyelim ki 300 bin insan “ücretsiz” ve zahmetsiz olduğu için abone olmuştu, ama bu ilk 50 farklı. O yüzden anlamı büyük.

Substack’te milyonlarca ücretsiz bülten var. Ama bu, yalnızca ücretli yazıları olanlar arasında yapılan bir liste. Yazılarının bir kısmını da olsa ücretli olarak paylaşmayı seçen bültenlerin sayısı ise 75 bin civarı.

Özetle, okuyucularının aylık ya da yıllık bir para vermeye kabul edecekleri kadar değer gördükleri 75 bin newsletter arasında ilk 50’ye girmek demek bu.

Online gazetelere, dergilere, Netflix’e ya da Spotify’a aylık para verirken bile kendimizi “gerçekten lazım mı” diye soruyorken, Substack’te yaşayan binlerce bültenden biri olan bu bültenin para vermeye değer bulunması benim için gerçekten büyük bir onur.


Eksiksiz, Mazeretsiz 100 Hafta…

Tam 100 haftadır tek bir Perşembe’yi bile boş geçmedim.

  • Deniz kenarında tatil yaparken de yazdım,

  • Kodların patladığı o en stresli günlerde de,

  • Büyük satışların kapandığı o en mutlu anlarda da...

Bu sadece disiplin meselesi değil; size karşı hissettiğim o sorumluluk duygusuydu.

Yazmak benim için her zaman bir düşünme pratiği oldu. 2023’te önceki girişimimden sonra ilk kitabım The Product Growth Playbook’u yayınladığımda ne bir lansman planım vardı ne de bir kitlem. Sadece öğrendiklerimi aktarmak istedim ve kitap kendi kendine “bestseller” oldu.

700 Gün, 300.000 Zihin ve Bir Ritüel

O zaman şunu anladım: Hırsla değil de tecrübeyle yazdığınızda, iş kendi yolunu buluyor.

2024’te daha bilinçli bir adım atarak Recode Your Future’ı yazdım. Amacım geçmişi anlatmak değil, geleceğe dair topluluk önünde bir söz vermekti. Yeni girişimim Next Big App’in arkasındaki vizyonu paylaştım ve kendimi bu vizyonu gerçekleştirmeye mecbur bıraktım. O da çok satanlar listesine girdi.

Bu bülten hiçbir zaman sadece bir pazarlama kanalı olmadı. Burası benim için fikirleri test ettiğim, inançlarımı sorguladığım ve teoriyi pratiğe döktüğüm bir “herkese açık seyir defteri” gibiydi.

Kitaplar, bülten ve şirket... Bunlar birbirinden kopuk şeyler değil; aksine aynı fikrin parçaları. Ve bu parçaları bir yapboz gibi birleştirmeyi çok seviyorum. Ama ısrarla devam etmemdeki en güçlü motivasyon bir iş insanının işine az da olsa katkıda bulunduğum gerçeği ve bunun kelimelerle mesajlara dönüşmüş halleri…

700 Gün, 300.000 Zihin ve Bir Ritüel

Gelen Kutusunun Ötesi: Next Big App

En başından beri niyetim sadece fikir paylaşmak değildi; bu fikirleri gerçek dünyaya, gerçek işlere dönüştürmekti. Bülten başladıktan kısa süre sonra Next Big App doğdu.

Pek çok kişinin “içerik” olarak gördüğü şey, aslında şirketin işletim sistemiydi. Çıkardığımız her dersi önce kendi işimizde, sonra gerçek müşterilerimizde test ettik. Bülten büyüdükçe şirket de serpildi. 300 bin abone, En iyi Substack listeleri ve nihayetinde aldığımız stratejik yatırım... Hepsi aynı zincirin halkalarıydı:

Bültende yazıya dökülenler → Uygulanan tecrübe → Somut iş sonuçları

Bugün perakendeden SaaS’a kadar 30’dan fazla şirket ürünlerimize güveniyor. Kimse bize “ilham ver” diye gelmedi; herkes daha fazla satış, daha hızlı süreçler ve teknolojiyle ölçeklenen kaliteli diyaloglar için, yani sonuç almak için geldi.

text, timeline

İşte bu ivme, Webrazzi ve İş Portföy‘den aldığımız stratejik yatırımın da yolunu açtı. Yatırımın sebebi takipçi sayısı değil, başarısı kanıtlanmış bu sistemdi.

100 Haftanın Hediyesi

Gördüğünüz gibi bir ritüel, ancak insanlar ilgi gösterirse yaşıyor. Bu yüzden bu 100. sayıyı kutlamak adına, bu yolu benimle yürüyen topluluğa küçük bir teşekkür etmek istiyorum.

Bana cevap yazan ilk 100 kişiye 1 yıllık Premium abonelik hediye etmek istiyorum. Premium tarafta, işletmeleri çok daha ileriye taşıyacak araçların ve oyun planlarının derinliklerine iniyoruz.

Nasıl alabilirsiniz?

  • [email protected] adresine bir e-posta atın.

  • Konu başlığına: 100 Söz yazın.

Benimle bu yolda yürüdüğünüz için teşekkürler.

Gelecek 100 sayılarda görüşmek üzere,

Selim.

Sıradaki yazılar