Selim Yörük 9 Eki 2025

Ana Fikir #84

Ana Fikir #84

📋 Bu Sayıda;


Bültenimizi beğenecek bir arkadaşın varsa, davet et. Böylece hem o bültenle tanışır, hem de sen 1 ay boyunca tüm kaynaklara sınırsız erişim hakkı kazanırsın.

Refer a friend

Ana Fikir #84

App Store’un Gerçek Kazananı; Uygulamalardan Kazanılan Gelirler, Oyunları Geçiyor Mu?

Neredeyse 10 yıldır, mobil uygulama fikri bulup, geliştirip, app store’lar üzerinden tüm dünyaya satarak para kazanan biri olarak, alttaki grafik benim için rüyaların gerçek olması gibi bir şey aslında.

Mobil uygulama gelirleri tarihte ilk defa oyun gelirlerini yakalıyor…

Türkiye’yi biliyorsunuz, mobil oyunlar konusunda dünya çapında bir başarıya ve üne sahip. Bu başarı hikayesinin yazılma hikayesi bundan 15 yıl önceye kadar gidiyor.

2008’de App Store’un açılmasıyla birlikte, dünya ilk kez “uygulama ekonomisi” kavramıyla tanıştı.

O dönemde teknolojiye meraklı genç girişimciler için iki farklı yol belirmişti: kimileri mobilin geleceğini “oyunlar”da, kimileri ise “kullanım kolaylığı sunan uygulamalarda” görüyordu.

Bu dönemde mobil cihazlar artık sadece iletişim aracı değil, birer kişisel asistan haline geliyordu. iPhone’un yaygınlaşması, tasarım odaklı yazılım kültürünü tetikledi. Dünyanın dört bir yanında insanlar, “Bir uygulamayla hayatı kolaylaştırmak mümkün mü?” sorusunu sormaya başlamıştı.

Türkiye’de de bu fikir dalgası, 2010’ların başında girişimcilik sahnesini kökten değiştirdi. Peak Games, Gram Games, Masomo, ve Dream Games gibi ekipler mobil oyun alanında dünya çapında iş yapmak için deli gibi çalışırken, diğer tarafta Codeway, HubX, Madduck gibi app studio’ları “uygulama” tarafında kullanıcı kazanmanın yollarını arıyorlardı.

Bu iki yön —oyun ve app— aslında aynı kökten doğmuştu ama çok farklı kaslar gerektiriyordu: birinde hikaye anlatımı, oyuncu davranışını çözümleme ve psikoloji; diğerinde kullanıcı deneyimi, veri akışı ve iş modeli ustalığı ön plandaydı.

Ben app tarafını seçenlerdendim.

Amerika’da, Japonya’da, İngiltere’de kategorisinde tüm diğer app’leri geçip ilk sıraya çıkan, yılda milyonlarca dolar cirolara çıkan app’ler yapmış olmamıza rağmen hiçbir zaman oyun tarafındaki bol haneli cirolara çıkamadık.

O zamanlar için hatırlıyorum, acaba yanlış tarafı mı seçtik diye çok düşünüyordum…

Yukarıdaki grafikte de gördüğünüz gibi, bu zamana kadar açık ara ezici bir şekilde oyuncular daha fazla gelir, ün, şan, şöhret topladılar. Taa ki bu yıla kadar.

Dolayısıyla anlamışsınızdır ki, tüm uzmanlığını, vaktini, aklını buraya akıtmış biri olarak “işte bizim zamanımız geldi” dememi bekliyorsunuz.

Henüz değil.

Milyar Dolarlık Kör Nokta

Yapay zekanın bittiği ya da insanlığın tümüyle işsiz kalacağını işaret eden istatistiklerin her zaman başka bir “gerçek” yüzü daha olduğunu bu bültende çok fazla kez konuştuk.

İşte bu istatistik de bu şekilde bir açıklamaya mahkum malesef.

Malesef diyorum çünkü, yapay zeka app’leri ile bu pazarın bu kadar büyüdüğünü ve o nedenle oyunların gelirlerine yaklaştığını düşünmek gayet mümkün ve mantıklı gözüküyor ve tüm app studio deneyimini alıp, yalnızca yapay zeka odaklı bir app studiosu kuran bir girişimci olarak taklalar atmam gerekiyor.

Veriler doğru, ama yukarıda yapılan çıkarım —henüz— doğru değil.

Tahmin ediyorum ki, bugün “oyun mu app mi yapmalıyım” yol ayrımındaki akıllı gençler bu grafiğe bakarak artık bu sorunun cevabını “app” olarak veriyor olabilir.

Trende bakılırsa bu doğru gibi ama yapay zekanın yalnızca app dünyasında devrim yarattığını düşünmek pek doğru değil, aynı devrim oyun dünyasında da hikaye anlatımından, karakter tasarımına birçok alanda oyun denilen tanımın sınırlarını gerçek hayata dönüştürecek kadar zorluyor.

O yüzden hemen acele karar vermemek lazım.

Verinin içinde biz küçük girişimcileri ilgilendiren kocaman bir detay var.

Bu detay şunu söylüyor; Bu patlama gibi büyüme, binlerce farklı bağımsız uygulamanın bir anda patlamasıyla olmuyor. Bu büyüme, arkasında akıl almaz bir güç olan bir avuç devin elinden çıkıyor:

  • Sosyal Medya ve Eğlence Devleri: TikTok, Disney+, YouTube, HBO Max... Bunlar sadece birer uygulama değil; devasa medya imparatorluklarının birer uzantısı. Bu uygulamalardan kazandıkları para, çok daha büyük bir iş modelinin içinde devede kulak kalıyor.

  • Güç Yasası Her Şeydir: Verilerin de gösterdiği gibi, yayıncıların en tepedeki %1’lik kesimi, tüm mağaza gelirlerinin %90’ından fazlasını üretiyor. Yani sen “tüketici uygulamaları kazanıyor” diye okuduğunda, bu aslında TikTok’un kazandığı anlamına geliyor. Bu kazancın, senin alışkanlık takibi veya fotoğraf düzenleme uygulaman için aldığın stratejik kararlarla neredeyse hiçbir ilgisi yok.

Bu trendin peşinden gitmek, mahalle bakkalı açıp Amazon’la rekabet etmeye çalışmak gibi bir şey. Aynı oyunda bile değilsiniz. Rakamlar bu devler yüzünden o kadar orantısız ki, bizim gibi geliştiriciler için hiçbir sinyal vermiyor aslında.

Gerçek Uygulama Ekonomisi Sandığın Yerde Değil

Peki, manşetlerdeki büyük rakamlar yalansa, gerçek nerede? Raporların işine gelmediği için görmezden geldiği iki yerde gizli.

1. “Oyunlaştırılmış” Uygulama Altın Madeni:

Raporlar “uygulamalar” ve “oyunlar” arasına keskin bir çizgi çekiyor, ama en zeki girişimciler asıl sihrin bu gri alanda yattığını biliyor.

Mesela Duolingo nedir? Bir “Eğitim” uygulaması mı? Aslında o bildiğimiz bir oyun. İçinde seriler, puanlar, liderlik tabloları ve bağımlılık yaratmak için tasarlanmış bir ödül sistemi var. Aynı durum Elevate (Beyin Egzersizi) veya Impulse gibi uygulamalar için de geçerli.

Taktik: App Store’un katı kategorilerinde düşünmeyi bırakmak lazım. Asıl fırsat, daha iyi bir “verimlilik uygulaması” yapmakta değil; geleneksel olarak sıkıcı kabul edilen alanlara oyun mekaniklerini, yapay zeka yardımıyla bambaşka bir seviyeye çıkartmakta.

İki Örnek;

Ana Fikir #84

  • Bir fitness uygulaması yapmak yerine, gerçek hayatta koşarak çerçevelediğin alanları risk oynar gibi kazandığın ve diğer insanlarla en fazla alanı olana göre yarıştığın bir app mesela; INTVL

Ana Fikir #84

  • Bir odaklanma uygulaması yerine, zamanını boşa götüren sosyal medya applerini blokladığın ve ne kadar az kullanırsan o kadar çok sanal dekorasyon objesi kazanarak, odanı inşa ettiğin bir app mesela; Focus Friend

İnsanlar artık sadece iş gören uygulamalardan sıkıldı. Etkileşim istiyorlar. Oyun oynamak istiyorlar.

2. Mağaza Dışı Gelirler, Reklamlar?

İkinci ve çok daha büyük kör nokta ise bu gelir rakamlarının sadece uygulama içi satın alımları (IAP) takip etmesi.

Bu durum, App Store duvarlarının dışında yaşanan gelir patlamasını tamamen görmezden geliyor:

  • Uygulama içi reklamlar: Özellikle oyunlar için hala devasa bir gelir kapısı.

  • E-ticaret ve Fiziksel Ürünler: Ulaşım ve teslimat uygulamalarını düşünün.

  • Web Tabanlı Abonelikler: Netflix, Noom ve hatta tanışma uygulamaları gibi büyük oyuncular, Apple ve Google’ın komisyonlarını baypas etmek için kullanıcıları web üzerinden kaydolmaya yönlendiriyor.

Bu mağaza dışı hareket, sessiz sedasız servetlerin kazanıldığı yer. En akıllı geliştiriciler, uygulamalarını işin tamamı olarak değil, kendi kontrol ettikleri çok daha büyük bir ekosistemin giriş kapısı (funnel’ın en üstü) olarak kullanıyor.

Senin İçin Aksiyon Planı;

Büyük manşetleri, istatistikleri, trenleri bir kenara bırakalım. Bunlar bizim gibi üretenler için stratejik bir zeka ürünü değil. “Uygulamalar mı, oyunlar mı” dönüm noktası, bize bir sonraki adımda ne yapmamız gerektiği hakkında pek bir şey söylemeyen ışıltılı bir metrik gibi.

Bunun yerine, kendimize şu iki soruyu soralım:

  1. Kendi alanıma oyun mekaniklerini nasıl uygulayabilirim? Uygulamam bir araç gibi değil de daha çok bir oyun gibi hissettirseydi nasıl olurdu?

  2. Benim iş modelim App Store’un dışında nasıl çalışır? Uygulamamı web tabanlı bir topluluğa, değerli bir kursa veya fiziksel bir ürüne trafik çekmek için kullanabilir miyim?

Bir sonraki konumuz, devlerin arkasında bıraktığı kırıntıları toplayan sıradan bir abonelik uygulaması olmak yerine, kullanıcılarıyla doğrudan ve mağaza dışında bir ilişki kuran, oyunlaştırılmış bir deneyim olsa?

Sıradaki yazılar