Selim Yörük 15 Ağu 2024

Ana Fikir #24

Ana Fikir #24

Ana Fikir, Nereden Nereye…

Bu bülten için ilk gün yola çıktığımda amacım, hafta boyunca işimle ilgili odaklandığım, beslendiğim kaynakları ve düşüncelerimi paylaşmaktı.

O gün, nereye gideceğini bilmeden, sıfırdan başlamıştım.

6 ay sonra bugün, benim için acayip değerli 1500’e yakın insanın, yani sizlerin önüne her hafta düşüncelerimle çıkabiliyorum. Bu inanılmaz keyif verici bir duygu.

Sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan hesaplarla kıyaslandığında bu sayı küçük gibi gözükebilir, ama benim için anlamı büyük.

Twitter’da beni takip ediyor gözüken 41bin küsür hesap var. Ama orası akıp giden bir nehir misali, hiç keyif alamadığım, duyulmadığımı hissettiğim, nefreti bol ve gri bir yer. Kıyasla bu bülten benim için çok farklı.

Kendimden biliyorum. Bu kadar bilgi bolluğu arasında, her hafta e-posta kutunuza gelen bir bültene “evet” demek gerçekten zor; hele ki o e-postayı gelir gelmez okuyup içselleştirmek çok daha zor.

Bu yüzden, her hafta bülteni itinayla okuyan, katkı sağlayan, eleştiren sizlere teşekkür etmek istedim.

Genellikle bir bültene üye olunduğunda, birkaç hafta sonra “okuyamıyorum” deyip abonelikten çıkılır. Benim için şaşırtıcı ama Ana Fikir'de iptal eden kişi sadece 7. Böyle bir bağlılık görmek beni acayip mutlu ediyor.

Bülten her perşembe saat 14:00’te gidiyor. Her perşembe gece yarısı olunca bakıyorum ve çoğunuzun bülteni okumuş olduğunu görüyorum ve bu benim için çok tatlı bir ritüel haline geldi.

Ortalama bir newsletter’ın açılma oranı %21’ler civarında oluyor. Ana Fikir’in için bu değer %60’lar civarında.

Dahası, abone olanların büyük çoğunluğunun sadece yeni içeriklerle yetinmeyip, eski sayıları da bulup okuduğunu da görüyorum, sanırım bu, bültende geçenlerin bir anlamda “zamansız” olduğunu da gösteriyor.

Çoğunluğu pek tabi Türkiye olmak üzere, 24 farklı ülkeye yayılmış bir okuyucu kitlesi var. Diğer takip ettikleri bültenler de genelde oldukça derin içerikleri olan bültenler.

Diğer taraftan bültene abone olan her 4 kişiden biri, bu bülteni bir arkadaşına tavsiye ediyor. Ortalama bir newsletter için bu oran 20’de birler seviyesindeyken, sizler bu oranı 4’te 1’e çekmişsiniz.

Ana Fikir #24

Bazen şaşkınlıkla rastlıyorum, bülteni okuyan kişiler arasında, çok önemli sektör profesyonelleri var, seviniyorum. Bazılarıyla tanışma fırsatı da buldum, fikir alışverişi yaptık ve bültenin onlara bir şekilde, küçük de olsa değer kattığını duymak beni çok mutlu ediyor.

Son olarak, burada hiç bahsetmemiştim ama Ana Fikir’in İngilizce versiyonu da var. Ve görüyorum ki içinizden bazıları — Substack profilinden olsa gerek — gidip ona da abone olmuşlar. Burdan o arkadaşlara sesleneyim, aslında buna gerek yok. Çünkü içerik temelde aynı. Yalnızca kültürel kodları biraz azaltılmış halini orada yayınlıyorum. Ama ne kadar ilgili, değerli ve seçici bir kitleye hitap ettiğimi tekrar hatırlatıyor bu.

Her birinize, bu yolculuğa eşlik ettiğiniz için yürekten teşekkür ederim. Sizlerin varlığı bu bülteni benim için anlamlı kılıyor ve bana her hafta daha iyisini yazmak için güç veriyor.

Dip not: Bültende daha yoğun şekilde görmek istediğiniz içerikler ile ilgili beklentilerinizi belirtmek isterseniz, bu anketi doldurabilirsiniz.


BYD Yatırımı, Umudun İşaret Fişeği

Başta çevreci ve geleceğin teknolojisi olması ve başka birçok nedenden dolayı uzun zamandır Türkiye'deki elektrikli araçları, tüm teknik detaylarıyla birlikte takip ediyordum.

Şu net olarak görülüyor, dünya elektrikli araçlara geçiş yapıyor. İşin beni sevindiren tarafı, bu dönüşümde Türkiye’nin de önemli adımlar atması.

TOGG'u da çok yakından takip ettiğimi ve geldiği yeri inanılmaz takdir ettiğimi belirtmek istiyorum.

Eksiğiyle, fazlasıyla TOGG ile gurur duymak gerek. Üzerine şimdi de Çinli BYD'nin ülkemize 1 milyar dolarlık yatırım haberi beni geleceğe dair bir hayli umutlandırdı diyebilirim.

Yatırım haberi duyulana kadar Türkiye'de çok fazla kişi BYD markasını bilmiyordu ama biraz araştırılırsa net görülür, BYD, Tesla'ya kafa tutan ve hatta birçok farklı yönden ileride olan bir marka.

Bu markanın Türkiye'yi üs olarak seçmesi, Türkiye’nin elektrikli araç üretimi ve ihracatı açısından önemli bir global oyuncu olacağı sinyalini veriyor.

BYD'nin Türkiye'deki fabrikası, yılda 150 bin elektrikli ve hibrit araç üretecek kapasitede olacak. Bu sayı inanılmaz. Hem iç pazarı besleyecek hem de Avrupa'ya ihracat yapmamıza olanak sağlayacak.

Bu fabrika sadece üretimle kalmayacak, aynı zamanda sürdürülebilir mobilite teknolojileri üzerine araştırmalar yapacak bir merkez olacağı söyleniyor.

Bu yatırımın Türkiye'ye getireceği faydalar;

  • İstihdam: Fabrika, yaklaşık 5 bin kişiye iş imkanı sağlayacak.

  • Teknoloji Transferi: BYD'nin teknolojileri ve onların know-how’ı bir şekilde az ya da çok sektör içine yayılacak.

  • Ekonomiye Dolaylı Katkısı: Bu kadar büyük bir yatırım, Çin’de diğer markaları da hareketlendirir diye düşünüyorum. Ve hatta diğer gelişmiş ülkelerin de yatırım stratejilerini sorgulatacaktır.

  • Çevreye Duyarlılık: Bizim için elektrikli araç üretimi ve kullanımının yaygınlaşması çevre kirliliğini azaltacak ve ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak.

BYD'nin Türkiye'yi seçmesinin birçok nedeni var:

  • Stratejik Konum: Türkiye, Avrupa ve Asya arasında köprü konumunda. Bu sayede hem Avrupa pazarına kolayca ulaşabiliyor hem de Asya'daki üretim gücünden faydalanabiliyor.

  • Gümrük Birliği: Türkiye'nin AB ile gümrük birliği anlaşması olması, Avrupa'ya sıfır gümrükle ihracat yapmamızı sağlıyor.

  • Kalifiye İş Gücü: Ülkemizde otomotiv sektöründe deneyimli bir iş gücü bulunuyor.

  • Devletin Desteği: Devletin bu tür yatırımlara verdiği destek, BYD gibi şirketleri cezbediyor.

Bence BYD yatırımı, Türkiye'nin elektrikli araç macerasında yeni bir sayfa açıyor. Bu yatırım sayesinde Türkiye, hem elektrikli araç üretiminde önemli bir merkez haline gelmesi muhtemel.

Çoğu zaman ülkede olanları eleştiriyoruz ama bu tür başarılı adımları da alkışlamaktan imtina etmemek lazım.


Mobil Uygulamalar için Google Reklamı Vermenin İncelikleri

Sylvain Gauchet'in acayip beslendiğim şahane bir newsletter'ı var Growth Gems.

Her sayıda sektör uzmanlarından gelen oldukça pratik tavsiyeler paylaşıyor.

Bu sayıda mobil uygulamasını Google üzerinde pazarlayanlar için Ashley Black tavsiyelerini derlemiş.

Ana Fikir #24

Özeti;

  • Bütçe: Düşük bütçelerle sonuç beklemeyin. iOS için günde en az 500 dolar, Android için 200-300 dolar hedefleyin.

  • Kreatifler: Farklı yerler (arama, görüntüleme ağı, YouTube) için farklı reklam materyalleri oluşturun.

  • Videolar: Özellikle iOS'ta videolar kritik öneme sahip (iOS'ta envanterin %60'ına, Android'de %30'una karşılık geliyor). Akış içi, kısa (6 saniye), Shorts ve Anasayfa formatlarını düşünün.

  • Teklif Verme: Her zaman teklif belirleyin ve daha iyi sonuçlar için Firebase etkinliklerine (Android) veya SKAN yüklemelerine (iOS) teklif vermeyi göz önünde bulundurun.

  • Ölçümleme: iOS gizlilik güncellemeleri ile durum değişiyor. SKAdNetwork verilerini ve Google'ın modellediği dönüşümleri kullanın.

  • Google Ads Temsilcisi: Bir temsilciye sahip olmak, gelişmiş raporlama ve beta özelliklerine erişim gibi avantajlar sağlayabilir. Ancak, bilgi sınırlı olabilir.

Ek İpuçları;

  • Google Ads arayüzündeki gizli özellikleri keşfederek performansı optimize edin.

  • Raporlamalarda "Tüm dönüşümler" ve "Ağ (arama ortaklarıyla)" öğelerine bakarak dönüşümleri ve reklam yerleşimlerini anlayın.

  • 6 saniyelik tampon reklamları (Dönüşüm ayarları) düşünün.

  • Sadece kullanıcı tarafından oluşturulan içerik (UGC) yerine farklı video içerikleri kullanın.

  • Uygulama türünüze göre kreatif çabalarınızı odaklayın (örneğin, fitness uygulamaları için güçlü metin varyasyonları gerekli).


Google'ı Unutturan Arama Motoru; Perplexity

Eğer henüz tanışmamışsanız, mutlaka günlük kullanım alışkanlıklarınıza sokmanız gereken bir arama motoru; Perplexity.

Şöyle özetleyeyim; sunum hazırlıyorsunuz. Patrona kabul ettirmek istediğiniz bir fikir var. Onu destekleyecek istatistikler olsa şahane olur. Google’da aramakla bulunacak şeyler de değil… Ne yapmak lazım?

Perplexity bu konuda şahane. “Bana muzun neden en önemli besinlerden biri olduğunu kanıtlayan 5 araştırma ya da istatistik bul” yazıyorsunuz. Hop, sunuma kopyala-yapıştır yapacağınız şahane veriler önünüzde.

Perplexity’i, karmaşık sorulara doğrudan ve anlaşılır cevaplar veren, yapay zeka destekli bir araştırma motoru olarak tanımlayabiliriz.

Geleneksel arama motorları gibi anahtar kelimeleri kullanmak yerine, Perplexity, doğal dil işleme yetenekleri sayesinde kullanıcıların sorularını daha iyi anlıyor ve daha kapsamlı sonuçlar sunuyor.

Perplexity'nin Özellikleri:

  • Doğal Dil İşleme: Kullanıcı sorularını daha iyi anlamak için gelişmiş doğal dil işleme algoritmaları kullanır.

  • Kapsamlı Sonuçlar: Sadece tek bir sonuç yerine, konuyla ilgili çeşitli kaynaklardan derlenmiş kapsamlı bir cevap sunar.

  • Kaynak Gösterme: Verdiği bilgilerin doğruluğunu kanıtlamak için kaynakları gösterir.

  • Hızlı Arama: Geleneksel arama motorlarına göre daha hızlı sonuç verir.

Perplexity'nin Avantajları:

  • Daha İyi Anlama: Kullanıcıların aradığı bilgiyi daha doğru bir şekilde bulmalarına yardımcı olur.

  • Zaman Tasarrufu: Kapsamlı sonuçlar sayesinde kullanıcıların araştırma süresini kısaltır.

  • Güvenilir Bilgi: Kaynak göstererek bilginin doğruluğunu teyit eder.

Perplexity'nin Dezavantajları:

  • Yeni Bir Teknoloji: Henüz yeni bir teknoloji olduğu için bazı konularda eksiklikler olabilir.

  • Bağımlılık: Tüm bilgilerin doğru olduğu varsayılamaz, bu nedenle kritik kararlar alırken farklı kaynaklardan da bilgi almanız şart : )


💡 İLHAM VEREN FIKIRLER & SÖZLER:

Parlak zekalı insanlar çok nadir bulunur. Ama cesaretliler zekilerden de azdır

— Peter Thiel

Sıradaki yazılar