Selim Yörük 29 Ağu 2024

Ana Fikir #26

Ana Fikir #26
📊 TRENDLER, ARAŞTIRMALAR VE RAPORLAR:

Eskiyi Unutmadan Adapte Olmak

Daha önce dijital olarak yapmayı aklımıza getiremeyeceğimiz birçok şeyi artık telefonlarımızdan kolaylıkla yapabilir hale geldik.

Bu derece dijitalleşmenin şirketlere yansıması da benzer oldu. İşlerini ne kadar teknolojik çözümlerle halledebilirlerse o kadar değerli hale geldiler. Bunu önceki sayıda da çeşitli veriler ışığında konuşmuştuk.

Bu yaklaşım büyük ölçüde doğru olsa da, dengeli, aklı-selim bir yaklaşım gerek. Stratejik planlamalarda yapılan en yaygın yanlışlardan biri eski alışkanlıkların tümüyle ortadan kalktığı önyargısı ile hareket etmek oluyor.

23. sayıda, yakın zamanda Nike'ın fiziksel kanalları neredeyse tümüyle yok sayıp, yalnızca dijital kanallara odaklanan stratejisinin **feci sonuçlar**ına derinlemesine inmiştik, onu tekrar hatırlatmak istiyorum.

EY Future Consumer Index'in araştırmasını incelerken, sürekli yapay zeka konuştuğumuz bu bültene bir tezat olarak, fiziksel mağazaların ve yüzyüze etkileşimlerin hala tüketicilerin kalplerinde ve zihinlerinde önemli bir yer tuttuğunu farkettim.

Önemli bir çoğunluk (81%), yapay zekanın online alışveriş deneyimini neredeyse hiç iyileştirmediğine inanıyor. Benzer şekilde, %72, yapay zeka destekli ürün önerilerinin pek işe yaramadığını düşünüyor.

Birçok şirket yapay zeka destekli ürün önerilerini değerli bir araç olarak görse de, bu sonuçlar müşteri beklentileri ile yapay zekanın mevcut yetenekleri arasında açık bir uyumsuzluk olduğunu gösteriyor.

Bu tutarsızlığın birkaç olası açıklaması var:

  • Yapay zeka modelleri henüz insan tercihlerini tam olarak kavramamış olabilir.

  • Müşteriler, tercihlerinin yapay zeka tarafından etkilenmesini kabul etmek konusunda isteksiz olabilirler.

Altta yatan neden ne olursa olsun, bu bulgular yapay zeka ile ilgili toplumsal bir direnci ve hatta korkuyu gösteriyor.

Araştırma ayrıca katılımcıların %62'sinin “görmek, dokunmak, hissetmek ve denemek için” hala fiziksel mağazaları ziyaret etmeyi tercih ettiğini gösteriyor.

Ayrıca araştırmada, tüketicilerin mağazaya gitme nedeni olarak gösterdiği iki neden de bir hayli ilginç geldi.

  • Yaklaşık %60, “daha hızlı bir şekilde ürün almak ve kargoyla uğraşmamak” için mağazalara gidiyormuş. Bu, 1-2 günlük nispeten kısa teslimat sürelerine rağmen yüksek bir sabırsızlık düzeyini gösteriyor.

  • Yaklaşık %40, sadece “evden çıkmak için” mağazaları ziyaret ettiğini belirtmiş. Bu da bir hayli komik geldi. Diğer taraftan yapacak daha iyi bir şeyi olmayan ve onca seçenek arasında alışverişi tercih eden insanların hayatla ilgili umutlarının darlığı dikkatimi çekti.

Teknoloji pek tabi iş yapış şekillerimizi değiştiriyor ama bu araştırma da gösteriyor ki eski alışkanlıkları ve hatta en temel insani ihtiyaçlarımızı unutmadan bir hareket planı tasarlamak gerekiyor.

İnsanlar teknolojik çözümlerin sunduğu rahatlığı ve verimliliği çok seviyor evet, ama aynı zamanda geleneksel alışverişin dokunsal, duyusal ve sosyal yönlerini de özlüyorlar. En iyi çözüm bu ikisini karıştırmak olabilir.

Araştırmanın bir başka bulgusu da, insanların ev içi deneyimleri daha yoğun tercih etmeye başladığı yönünde.

Tüketicilerin önemli bir çoğunluğu satın almadan önce ürünleri denemek için fiziksel olarak mağazaları ziyaret etmek zorunda hissettiğini de tekrar hatırladığımızda ortaya “evde dene - sonra al” çözümlerinin artma ihtimalinin yükseldiğini gösteriyor.

Bunun için birçok AR (Augmented Reality) girişimi çeşitli çözümler sunmaya başladı bile.


"Bekarlar Duvarı"

Swipe ve like dünyasında, dijital flört uygulamalarının kral olduğu bir çağda, gerçek hayattaki bağlantıların büyüsünü unutmak kolay.

Pique adında bir dating uygulaması tam da bu içgörü üzerine gitmiş ve bir “Bekarlar Duvarı” oluşturmuş.

Ana Fikir #26

Bu akıllı fikri sadece bir pazarlama taktiği olarak sınıflandırmak bence yeterli değil. Aynı zamanda hepimizin kendi dijital ya da fiziksel işlerimiz için kullanabileceğimiz bir felsefe içeriyor.

Brooklyn'da bir parka kurulan “Bekarlar Duvarı”, “sevgili” arayan insanların basit bir post-it ile birlikte fotoğrafını duvara yapıştırmasından ibaret.

Daha sonra olabilecekler onlara kalmış…

Ana Fikir #26

Pique üç tane temel dürtümüze dokunuyor bu yaptığıyla; gerçek bağ kurma, bir topluluğun parçası gibi hissetme ve sonu bilinmeyen, heyecanlı ve eğlenceli bir anın içinde olmak…

Gördüğünüz gibi neredeyse sıfır maliyetle, ağızdan ağıza yayılan, bir haber değeri taşıyan ve markayı duygusal bir ambalaj ile kaplayan şahane aynı zamanda çok basit bir fikir.

Biz de bu hikayeye kendi ürün ve servislerimiz için bu etkiyi yaratabilecek yeni fikirler doğurmak için bakabiliriz.


AI Korkumuzla Dalga Geçen Marka; 5 Star

“Bekarlar Duvarı” kadar basit, yaratıcı ve etkili şeyler yapabilmek hepimize nasip olmaz, çok nadir bir şey. Bu kadar etkili mi tartışılır ama daha kolay yolları da var.

Mesela, insanların aklını karıştıran, korkutan, gündemde olan bir konuyu alıp bambaşka bir yere taşımak gibi.

5 Star, Hitli bir çikolata markası. Yapay zekanın işlerimizi ele geçireceği korkularıyla yuvarlanan bir dünyada, bu sevimli şirket, bu toplu endişemizle dalga geçmeye karar veriyor.

5 Star, biz “işlerimiz elden gidiyor” kıyamet senaryosuna kapılıp giderken, kahkaha ve çikolatanın, endişe için en iyi panzehir olduğunu hatırlatmaya çalışıyor.


💡 İLHAM VEREN FIKIRLER & SÖZLER:

Eğer içinde olduğun durum hoşuna gitmiyorsa, değiştir! Sen ağaç değilsin.

— Jim Rohn

Sıradaki yazılar